Mevsimine Göre Gündüzlerin veya Gecenin Uzaması Veya Kısalması İçin
Sonbaharda gündüzlerin kısalması ve gecelerin uzaması gerekir. Bunun için yine kâinatı ve semâyı yönetip bunu yapmak gerekir dedik ve öğrettik ki bu nasıl yapılır:
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
وَأَقِمِ الصَّلاَةَ طَرَفَيِ النَّهَارِ وَزُلَفًا مِّنَ اللَّيْلِ إِنَّ الْحَسَنَاتِ يُذْهِبْنَ السَّيِّئَاتِ ذَلِكَ ذِكْرَى لِلذَّاكِرِينَ
Ve ekımis salâte tarafeyin nehâri ve zulefen minel leyli, innel hasenâti yuzhibnes seyyiât, zâlike zikrâ liz zâkirîn.
Meali:
Gündüzün iki tarafında ve gecenin gündüze yakın vakitlerinde namaz kıl. Çünkü iyilikler kötülükleri giderir. Bu da zikri bilen ve bazı zikir edenlerin başka bir türlü zikridir.
Sadakallahül Azîm. Hûd Suresi 114. ayet.
Karanlık ve geceyi ileri kaktırmak, gecelerin uzamasını sağlamak veya gündüzü ya da aydınlığı ileri kaktırıp gündüzlerin uzamasını sağlamak hakkında, bizzat yaşanmış bir hadis ve hadisemiz için yapılan bir zikir ve ilimdir ve erbabına münhasırdır sadece. Bu hediyemdir.
Bunun için sadece tarikimize mensup olanlardan bu dereceye çıkmış sofilerim, günler dönünce, yani 21 Haziran’dan sonra, iki günde bir veya haftada bir, onlara ilham ile bildirilince, günlerden sonbahar ve gecelerin uzaması için sabah namazlarını en son vaktinden kılmaya başlar ki işte sabah namazı ile karanlığı itip gündüze dayar ve güneşin doğduğu vakit olan işrak vaktini ittirip kaktırmış olur. Yani sadece bizim tarikimize münhasıran ve belli vakitlerde uygulanması gereken bir kuraldır.
Yani ne diyor ayette? “Tarafeyn” diyor, yani iki sınırda da diyor. Sınır ne? Sabah namazının son vakti gecenin sınırıdır. Eğer gecenin sınırını biraz açarsak daha ileri gitmiş olmaz mıyız? Yine eğer günler uzayacaksa, o zaman 21 Aralık’tan itibaren birkaç günde bir veya haftada bir bu sefer tarafeynin akşam tarafı olan akşam namazına varan yer olan ikindi namazı son vakte bırakılır ki gündüz, geceyi ve akşamı ileri kaktırsın.
Peki bunun delili nerede? Bizim yapacağımıza dair bir delil var mı derseniz, evet var. O da yine zikr-i raşidî evradındaki bir zikir olan bize münhasır bir hikmettir ki bu:
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
تُولِجُ اللَّيْلَ فِي الْنَّهَارِ وَتُولِجُ النَّهَارَ فِي اللَّيْلِ وَتُخْرِجُ الْحَيَّ مِنَ الْمَيِّتِ وَتُخْرِجُ الَمَيَّتَ مِنَ الْحَيِّ وَتَرْزُقُ مَن تَشَاء بِغَيْرِ حِسَابٍ
Tûlicul leyle fîn nehâri ve tûlicun nehâra fîl leyl(leyli), ve tuhricul hayya minel meyyiti ve tuhricul meyyite minel hayy(hayyi), ve terzuku men teşâu bi gayri hısâb.
Meali:
Geceyi uzatırsın, gündüzün bir kısmı gece olur. Gündüzü uzatırsın, gecenin bir kısmı gündüz olur. Ölüden diri çıkarırsın, diriden ölü izhar edersin ve dilediğini sayısız rızıklandırırsın sen.
21 Aralık, ikinci gün dönümü vaktini geride bıraktık. Artık gecelerin uzaması bitti, zulüm ve karanlığın galip gelme vakti bitti. Gün döndü ve geceler artık 30 saniye, 1 dakika, 2 dakika gibi biraz biraz kısalması gerekir. Gündüzlerin de aynı oranda uzaması, aydınlık ve iyiliğin artık galip gelme vaktidir. Küçük galibiyetlerle başlayıp bu, tâ 21 Haziran’daki tam galibiyet vaktine, yani batmayan güneşlere ulaşıncaya kadar devam edecek.
O yüzden işte yolumuzda kardelen var artık. Kardeleni alıp cemrelere doğru yelken açacağız. Navinize önce kardelen yazın, sonra birinci cemre, yani havaya düşen 1. cemre, sonra oradan sonra 21 Mart bahar yazın artık.
Bunun olması ve gündüzlerin uzaması için işte o yukarıdaki ayette buyruldu ki: Artık namazını günün iki vaktine yay. Bunlar hangi vakitler? İşte sabah namazını ilk vakitte kıl ki tâ seher vaktini biraz daha yukarı itebilsin. Tarafeyn diyor, yani iki taraftaki sınırdan. İkindiyi ise son vaktinde kıl ki ikindi, akşamı, geceyi ileri itsin, kaktırıp sürüp biraz daha yukarı çıkartsın ve gündüz uzayabilsin.
Artık küçük küçük sevap kazandıran ameller ara kendine, iyilikler bul, onlarla yavaş yavaş sevaplarını çoğalt, sevap testini doldurmaya çalış, hatalarından da artık tövbe et. Cemrelerden de geçip bahara varınca artık vicdanın seni öyle rahatsız etsin ki günahlarına ağlayabilesin. O gözyaşların, senin ve benim kâinatımda bahar yağmuruna dönsün.
Ey kardelen, yönümü sana tuttum, hazır ol, sana geliyorum artık deyip gerçek kardelen olan senenin ilk meyvesi İsa ve Mehdi bebesi vakti. Biz İsa’yı 1 Ocak’ta doğdu biliriz. Oysa Hristiyanların Weihnachten, yani Merry Christmas vakti işte bu gece ve yarın, yani Hz. Meryem’in İsa’yı doğurduğu günler ve İsa’nın gözlerini dünyaya açtığı ilk iki gün. 24 Aralık’ın gecesi, 25’inin sabahı ve 26’sını İsa’nın doğumu diye inanıp öyle iman ederler. Yılbaşı tatilleri de odur, dinî bayramlarıdır. Yani bizim Mevlüt Kandili’miz gibi, onların peygamberi olan İsa’nın Mevlüt Kandili’dir işte o yılbaşı tatili ve “Merry Christmas”. Ey İseviler! Mevlüt Kandiliniz mübarek olsun. Hoş geldin ey Mehdi, iyi ki geldin, hoş geldin dünyamıza. Ey İsa iyi ki geldin, bizlere ışık oldun. Allah onların bereketini artırsın inşallah. Selam ve dua ile bütün Hristiyan âleminin ve hatta Müslüman âleminin ve diğer Allah’a inanan dinlerin de bayramı olan bu Weihnachten bayramını ve Hz. İsa’nın Mevlüt Kandili’ni, yani kandilinizi tebrik ederim. “Frohe Weihnachten & frohes Fest” dilerim.
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
إِنَّا هَدَيْنَاهُ السَّبِيلَ إِمَّا شَاكِرًا وَإِمَّا كَفُورًا
Euzubillahimineşşeytanirracim, Bismillahirrahmanirrahim
İnnâ hedeynâhus sebîle immâ şâkiran ve immâ kefûran.
Meali:
Biz insana doğru yolu gösterdik ve onu seçiminde serbest bıraktık; isterse iman edip aydınlığı ve hidayeti seçer, isterse kâfir olup karanlığı ve zulmeti seçer.
(Sadakallahül Azîm. İnsan (Dehr) Suresi 3. ayet)
Ve bizler şimdi, yani kuzey kutbunda olanlar, aydınlığa, bahara ve yaza doğru yol alırken. Oysaki güney kutbu ise tam zıddı olan yazdan geçti ve sonbahar ve kışa doğru yol alıyorlar. Onlarda gece, karanlık ve zulmet uzayacak. Bizde ise gündüz uzayacak. O zaman kimler bu yukarıda yazdığımız kuralı yapacak? Kuzey yarım kürede olanlar, yoksa güney yarım küredekiler de yaparsa işler karışır ve kaos olur. Yani güney kutbu ise ne yapacak? O, Muhammed’in dediği hadiste geçen “sabah namazını son vaktine geciktirin” dediği gibi davranacak. Sabah namazını geç kılacak ki artık… Yine akşam namazını da ilk vaktinde kılacak ki gündüzü ileri itsin. Yani onlar işte batmayan güneş vaktini geride bıraktılar. Onlarda 21 Aralık batmayan güneş vakti idi. Bizde batmayan güneş ise 21 Haziran’daydı. Yani iki ayrı kural, iki ayrı grup, iki ayrı ahlak ve tarafeyn hikmeti. Yani yanlış yapmayın, bölgenize göre, lokasyonunuza uygun davranın.
Âl-i İmrân 27. ayet.
Raşit Tunca Makalesi
Schrems, 23.03.2026